Tüm insanlığı Rojava halkı ile dayanışmaya çağırıyoruz

Basına Ve Kamuoyuna

AKP-MHP faşizminin tüm Kürdistan’da geliştirmeye çalıştığı işgalci ve yayılmacı politika ve uygulamaları son derece tehlikeli yeni bir sürece evrilmiş bulunmaktadır.

Aylardır askeri, siyasi, diplomatik ve psikolojik alt yapısı hazırlanan Rojava’yı işgal ederek Kürt halkına karşı yeni bir soykırım ve yurdundan etme politikası uygulamaya konulmuş bulunmaktadır. AKP-MHP faşizmi, Türkiye’ye göçetmiş milyonlarca mülteciyi Rojava topraklarına yerleştirerek, Rojava’nın demografik yapısını tamamiyle değiştirmeyi ve  topyekün Suriye halklarının büyük bedeller ödeyerek elde ettikleri kazanımlarını yok etmeyi amaçlamaktadır.

Bu işgal ve soykırım harekatı Birleşmiş Milletler, ABD, Avrupa Birliği ülkeleri, uluslararası insan hakları, hukuk ve sivil toplum örgütleri başta olmak üzere topyekün uluslararası toplum tarafından evrensel hukuk ilkeleri başta olmak üzere, siyasal, sosyal, ahlaki, psikolojik ve askeri sonuçlarıyla birlikte bir kez daha değerlendirilmeli, tüm insanlık için nasıl büyük bir tehdit ve tehlike içerdiği doğru okunmalıdır.

AKP-MHP faşizminin yönettiği TC devletinin bu işgal ve istila saldırısının Kürt halkının varlığına ve kazanımlarına olan düşmanlığının yanı sıra; Kürt halkı başta olmak üzere tüm Suriye halklarının  birlikte onbinlerce şehit, yüzbinlerce yaralı vererek yendikleri, insanlığın tanık olduğu en vahşi, barbar ve  tüm insanlık için bir tehdit unsuru haline gelen DAİŞ terör örgütünü yeniden canlandırmayı amaçlayan  yanını doğru değerlendirmek gerekmektedir.

Tarihin bu önemli kavşak noktasında, Ortadoğu halkları ve tüm insanlık açısından bir milat olma özelliğine sahip bu işgal saldırısı karşısında tüm insanlık büyük bir ahlaki ve insani sınavla karşı karşıyadır.

Kürt halkı tüm insanlığı ve onun tüm değerlerini koruma  ve yaşamını güvence altına alma adına DAİŞ terör çetesine karşı  tarihin tanık olduğu en büyük insanlık savaşını ve direnişini yürütmüştür.  İnsanlığı korumak için onbinlerce yiğit evladını bu uğurda feda etmiştir.

Uluslararası toplum bu gerçek karşısında şimdi bir kez daha düşünmeli, Kürt halkının karşı karşıya kaldığı bu işgal ve soykırım tehlikesi karşısında insani ve ahlaki duruşunu ortaya koymalıdır.

ABD’nin öncülük ettiği koalisyon güçlerinin sınır bölgelerinden güçlerini geri çekmeleri, Türkiye’nin işgal saldırısına yeşil ışık yakma  olarak değerlendirilmelidir. ABD aldığı bu geri çekilme kararıyla birlikte sadece Kürt halkına karşı yükümlülüklerini ve sorumluluklarına yerine getirmekten vazgeçmiş olmuyor; asıl olarak da yenilmiş DAİŞ terör çetesinin yeniden dirilmesi ve insanlık için bir tehdit haline gelmesinin  sorumluluğunu da üstlenmiş bulunmaktadır.

AKP-MHP faşizminin toplumsal desteğini her geçen gün daha da fazla kaybettiği, çok derin ekonomik krizin yarattığı çıkmazdan kurtulamadığı, uluslararası ilişkilerinde tamamen yalnızlaştığı, kendi içinde bir dağılma ve tükenişi yaşadığı, artık ülkeyi yönetemediği ve bataklığa sürüklendiği  bir süreçte Rojava’yı işgal saldırısını gündemine aldı.  Türkiye’nin ve toplumunun gündemini değiştirerek, milliyetçi damarı arkasına alarak  yaşadığı çıkmazdan kurtulmak istemektedir. Ancak bilinmektedir ki,  bu işgal saldırısı onu daha büyük bir bataklığın içerisine çekecek ve sonunu hızlandıracaktır.

Türkiye halkları, Kürt halkına karşı yürütülen bu düşmanca politikanın karşısında açık tutum almalıdır. Savaş politikası Türkiye’de demokrasinin gelişmesinin, tüm Türkiye halklarının refah ve huzur ortamında  yaşamasının önündeki en büyük engeldir. Dört parça Kürdistan’daki  Kürt halkı Türkiye devleti ve Türkiye halkları açısından asla bir tehdit ve tehlike unsuru olmamıştır. Aksine geleceğini Türkiye halkları başta olmak üzere tüm Ortadoğu halklarıyla barış ve kardeşlik esasları üzerinde inşa etmeyi amaçlamaktadır. Bu gerçeklik karşısında Tüm Türkiye halkları siyasi partileri, sivil toplum örgütleri  başta olmak üzere ülkesini ve milletini seven, demokratik değerleri savunan her kesi Türkiye’yi bataklığa sürükleyen bu SAVAŞ VE İŞGAL’e karşı sesini yükseltmeye ÇAĞIRIYORUZ.

Rojava’ya saldırı, dört parça Kürdistan’da halkımızın tüm kazanımlarına karşı yürütülen saldırılardan bağımsız değildir.  Bu nedenle, dört parça Kürdistan’daki tüm halkımız, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri topyekün  AKP-MHP faşizminin bu işgal saldırısı karşısında harekete geçmeli, Ulusal Birlik ruhunu ve dayanışmasını en üst düzeyde her alanda ortaya koymalıdır. Bu tarihi zamanda bu ulusal duruş geliştirilemezse topyekün tüm halkımızın kazanımlarının tehdit altında olduğu gerçeğini görmek gerekir.

Bu gerçekler ışığında; ABD’nin öncülük ettiği koalisyon güçlerini geri çekilme kararlarını bir kez daha gözden geçirmeye, soykırım tehditi karşısında Kürt halkının yanında durmaya; uluslararası toplumu, Türkiye ve Suriye halklarını, dört parça Kürdistan halkını  seferberlik ruhu ile Savaş ve işgale karşı Rojava halkı ile dayanışmaya çağırıyoruz.

Demokratik Suriye    güçlerinin (DSG) uluslararası toplumun, halklarımızın ve tüm Suriye halklarının da büyük desteğini arkasına alarak işgal girişimini boşa çıkaracağına olan iinanıyoruz.

08.10.2019

DEMOKRATİK TOPLUM KONGRESİ