DTK Ezilenlerin Mücadele Platformudur

                        

Tüm kamuoyunun bildiği gibi demokratik Kürt siyasetine ve dostlarına yönelik 2015’ ten beri Hükümetin savcıları ve yandaş medyanın eliyle geleneksel yöntemler yeniden devreye konulmuştur. Bu basın toplantımızı meşru ve demokratik kurumlarımızın başında gelen; baskılar, tutuklamalar ve gözaltılarla kriminalize edilmeye ve gayrı ciddi iddialarla itibarsızlaştırılmaya çalışılan DTK’ ye yönelik kamuoyunu bilgilendirme amacıyla yapmaktayız. Ayrıca kongremizle ilgili uzun süreden beri başlatılan cadı avının doğru anlaşılabilmesi için kamuoyunu doğru bilgilendirmek demokratik  sorumluluğumuzun bir gereği olarak görüyoruz.

Değerli Basın Emekçileri, DTK değişmedi, değişen AKP’nin kendisidir

Kürt sorunu, tarihsel olarak kimi zaman şiddet aygıtları kimi zaman da yasanın gücü ile bastırılmış, ancak her iki yöntemle de sorunlar çözülememiştir. DTK, bu iki yöntemin başarısız olmasından kaynaklı şiddet dışı yöntem ve zeminleri güçlendirip demokratik ve barışçıl yollarla sorunun çözülmesi çabasıyla ortaya çıkmış bir kurumdur. 13 yıldır bu amaç için mücadele etmektedir. Ancak DTK’nin Türkiye demokrasisine ve Kürt siyasetine katkıları ortadayken İktidar ve ortaklarının bundan rahatsız olmaması mümkün değildi. Onun için tüm bu kötülüklerin startı AKP’nin 7 Haziran’da seçimleri kaybetmesi ile başladı. Bu tarihten itibaren bütün demokratik ve barışçıl çabalarımıza rağmen demokratik siyaset alanı AKP-MHP’nin ablukasına alındı. AKP ve MHP’ in hukuksuzluğu ve keyfiyeti  artık kabadayılığa dönüştü. Bu iki partinin ‘Her istediğimizi yaparız, hiç kimseye de hesap vermeyiz.’ anlayışı ile demokratik siyaseti tamamen ortadan kaldırmayı planlamaktadırlar.

Bu nedenle kamuoyunun şunu bilmesini istiyoruz: Faşizm dönemlerinde demokratik kurumların en çok saldırıya ve baskılara maruz kalması yüzlerce örnekle sabitlenmiştir. Çünkü Faşizmde demokratik kurum ve kuruluşlar faşizmin tüm pratiklerini en iyi şekilde teşir eden kurumlardır. Kongremizin yaşadıkları da tamamen faşizmin kurumsallaşması ile ilgili bir durumdur. Bu nedenle şunu açıkça belirtmek istiyoruz: Değişen DTK değildir, değişen iktidarın kendisidir, iktidarın barıştan vazgeçip savaşı bir seçim aparatı haline getirmesidir. Bizler 13 yıldır aynı ilkelerle benzer şeyleri söylüyor ve Kürt sorununun politik ve diplomatik yollardan çözümünü savunuyoruz. Simdi de aynı şeyleri savunuyoruz. Savaş, ölüm ve yoksulluk karşısında sorumluluk duyuyor ve susmuyoruz. Bu sorunları çözmenin  yolu demokratik bir toplum yaratmaktan geçtiğini söylüyoruz. Ne zamandan beri barış istemek, demokratik bir toplum istemek suç olmuştur? Ekolojik yıkımlara, ekonomik eşitsizliklere ve savaşa karşı insanların siyaseten çözüm bulma çabası ne zamandan beri suç unsuru haline gelmiştir?  Kürt sorunun silahla değil demokratik yollardan çözülmesi gerektiğini söylemeyi suç unsuru haline getiren iktidarın buradan nasıl bir kaos planladığını kamuoyunun takdirine sunuyoruz. Kongremizin keyfi bir şekilde kriminalize edilmesi AKP eliyle savaşın kutsanması ve barışın kriminalize edilmesinin bir sonucudur.

Değerli Basın Emekçileri Kongremizde Üyelik Sistemi Yoktur, Delegelik Sistemi Vardır

Açıklamamızın bu kısmını kongremizin çalışmalarına yönelik kimi bilgilendirmelerle sürdürmek istiyoruz. Genel kurullarımızda toplumsal uzlaşı ve barıştan tutalım kent yıkımları ve barajlara, yoksulluktan kadın ve çocuk haklarına, sömürünün ve eşitsizliklerin önüne geçmek için geniş bir yelpazede tartışmalar yürütmüştür. Bu çalışmaların daha demokratik bir şekilde yürütülmesi için kuruluş sürecinde yüzlerce gönüllü grubun emeği ve çabasıyla yapılan toplantılar sonucu ‘delegasyon sistemi’ ile sürdürme kararı almıştır. Delegasyon sistemi demokratik, çoğulcu ve dönemsel olduğu için tercih edilmiştir. Bu açıdan kongremiz çalışmalarını, dar bir tanımlama olan üyelik sistemine dayalı değil, 2 yılda bir seçimle belirlenen ve geri çağırma ilkesini esas alan delegelik sistemi ile sürdürmektedir. Buradan hareketle şunu söyleyebiliriz: Delegelerimize yönelik cadı avında ‘DTK üyesi misiniz?’ sorusunun amacı kongremizi illegalize etmeye çalışan AKP savcılarının kullandıkları terminolojinin bir parçasıdır. 

Kogremiz  İçin Tarih, Siyaset Ve Sosyolojik Gerçeklik Yasalardan Önce Gelmektedir.

Kongremiz son zamanlarda bir yasadışılık suçlamasına maruz kalmıştır. Bunun nedeni DTK’nin mevcut yasaları tanımaması değildir. Bu büyük bir çarpıtmadır. Mevcut yasaların eksik kaldığı, demokratik ve kapsayıcı olmadığını her halükarda dile getirmekteyiz. Yasalar demokratik ve kapsayıcı olmadığı zaman yeni ve adil yasaların oluşması için mücadele etmek kadar daha doğal bir şey olamaz. Şüphesiz tüm dünyada da bütün yasalar mücadele ile oluşturulmuştur. Zira her yasa adil olmadığı gibi, her yasadışılıktan da  suç üretilemez. Böylesi bir suç arayışı yurttaşı yasalar karşısında yurttaş olmaktan çıkarıp sisteme kulluk eden birileri haline getirir.

Zira tüm toplumsal yaşamı yasalar çerçevesinde ele alınması toplumun doğasına ve tarihine aykırıdır. Bugün hem dünyada hem Türkiye’de kendi yasası ile işleyen yüzlerce platform, cemaat ve aşiret mevcuttur. Bu toplumsal formlar, meşruiyetini yasalardan değil tarihsel ve sosyolojik hakikatten alırlar. Demokratik ve meşru bir kurum için yasal mıdır değil midir tartışmasından öte toplumsal sorunların çözümü karşısındaki çözüm gücü sorgulanmalıdır.

Kaldı ki Kürt sorunu da siyasal, kültürel ve sosyolojik bir sorundur. Batı siyasal modellerinin Ortadoğu’ya uyarlanması ile ortaya çıkmış bir sorundur. Dolayısıyla bizim bu soruna çözüm arayışımız da sadece hukuki içtihatlara sıkıştırılacak konular değildir. Onun için Kongremiz bu gerçekliğe tarihsel referansla cevap olmaya ve çözme gayreti içinde olmaya devam edecektir. Fakat tüm iyi niyetli çabalarımız, iktidar partilerinin menfaatlerine göre konjoktürel olarak değişebilmektedir. Türkiye kamuoyunu bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz. Kürt meselesinin düzen partilerinin menfaatlerini aşan bir konuma sahip olduğunu artık herkes görmelidir.

Değerli Basın Emekçileri DTK’nin Tüm Çalışmaları Kamuoyuna Açık Bir Şekilde Yapılmaktadır

Kongrenin şu ana kadar yaptığı sempozyum, çalıştay, panel ve genel kurul gibi toplantılarda Kürt sorunu ve bu soruna bağlı olarak ortaya çıkan biçok toplumsal sorunun çözümüne yönelik binlerce  görüş ve öneri ile ortaya çıkmıştır. Kongremiz, her toplantının sonunda birer sonuç bildirgesi ile önerilerini kamuoyu ile paylaşmayı demokratik bir görev olarak önüne koymuştur. Bu çalışmalar sonucunda DTK, demokratik, şeffaf ve hesapverilebilir bir kimlik sahibi olmuş ve kısa bir süre içinde toplumsal bir itibar kazanarak Kürt meselesine yeni bir kamusal alan açmayı başarmıştır. Bu açıdan kongrenin çalışmaları kamuya açık ve şeffaf çalışmalardır.

 DTK Ezilenlerin Mücadele Platformudur

Kongremiz, yapılan etkinliklerin tümünde ayrıştırıcı değil birleştirici bir dil kullanarak güncel politikaların kurbanı olmadan tarihsel ve toplumsal hakikatin motivasyonu ile çalışmalarını sürdürmektedir. Farklılıkları horgörü ile derinleştirmeyi değil hoşgörü ile bir arada tutmayı toplumsal zenginlik olarak görmüştür. Bu yönüyle DTK, sistemin karşıtlaştırdığı ve çoğu kez çelişkilerinden nemalandığı farklı kesimleri yan yana getirmeyi başaran, onlara ortak bir mücadele zemini sunan ezilen halkların, inançların ve sınıfların mücadele platformu görevini de görmüştür. AKP’yi rahatsız eden temel nedenlerden birisi de kongrenin bu birleştirici ruha sahip olmasıdır.

DTK Savaşa Karşı Barışı Savunur

DTK, kurulduğundan bu yana şiddete karşı mesafeli durmuş ve en zor koşullarda bile Barışa dair sözünü söyleyerek Kürt meselesine yönelik oluşan demokratik ve kamusal alanın güçlenmesine her zaman katkıda bulunmuştur. Savaşa karşı barışı savunmayı konjonktürel ya da taktiksel amaçlarla değil stratejik bir görev olarak önüne koymuştur. Savaş ve Barış hakkında evrensel insani değerleri esas almış ve bu konuda bir çok önerme ve görüşme yaparak şiddet karşıtı siyasal zeminlere kıymet veren bir toplumsal ve siyasal kanal olma görevi görmüştür. Bu önermelerin tümü tamamen sorunların demokratik zeminde çözümünü kolaylaştırmayı esas almıştır. Barış ve Çözüm sürecinde Kongremizin eski eş başkanlarından sayın Hatip Dicle bizzat devletin ve AKP’nin onayı ile İmralı heyetinin içinde yer almış ve uzun süre bu çalışmaları kongremiz adına sürdürmüştür. Dolayısıyla Şiddet ve savaş karşıtlığına bu kadar karşı duran bir kurumu, silahlı ve yasadışı bir örgüt olarak lanse etmek ancak ve ancak AKP gibi hukuku ve ahlakı askıya alan, iktidarda kalmak için her türlü yolu mübah gören ve bunun için hiçbir demokratik değere artık ihtiyaç duymayan yozlaşmış  siyasetler yapabilirdi.

Değerli Basın Emekçileri, DTK Meşruiyetini Demokratik Toplumdan Ve Demokratik Kurumlardan Alır.

DTK çalışmalarına, kamuoyunun yakinen tanıdığı bir çok isim zaman zaman katılmış ve katkı sunmuşlardır. Dönemin TBMM başkanlığından DTK Eş Başkanlığına resmi düzeyde ortak çalışmalar yapmak için kimi davetler olmuş, kongremiz de bu çalışmalara katkı sunmuştur. Elbette bizler meşru ve demokratik mücadelemizi bu pratiklere dayandırmıyoruz. Kongremiz, meşruiyetini toplumdan ve demokratik kurumlardan alır. Farklı kesimlerden siyasetçilerin kongremizin çalışmalarına katkı sunmasını, yine kongremizin dönemin meclis başkanlığı tarafından kimi çalışmalara davet edilmesini ne abartıyor ne de küçümsüyoruz. Dönemin koşulları içinde gayet normal görülebilecek ilişkilerdir.

Bizim için demokratik toplumcu bir model ile sorunları siyasi partilerin tekelinden kurtarıp bir çok konuda  farklı kesimlerin katılımını sağlayarak toplumsal sorun adına söz üretmesini sağlamak değerlidir. Bu anlamda daha önce hükümet çevrelerinden çalışmalarımıza katılan ve kongreyi kimi çalışmalara davet eden kesimlerden herhangi bir sahiplenme beklemiyoruz. Kaldı ki kongrenin böylesi bir sahiplenmeye de ihtiyacı yoktur. Ancak biz basın ve kamuoyu aracılığıyla bu kesimleri, Kürt sorununun çözümüne dair o zaman savundukları düşünceyi bugün de kamuoyu karşısına çıkıp cesur bir şekilde savunmaya ve görüşlerinin arkasında durmaya davet ediyoruz.

Değerli Basın Emekçileri, DTK Yargılanmaları Tamamen Siyasi Ve Keyfi Yargılamalar Olup İktidarın Hedef Göstermesi İle Demokratik  Siyaseti Boğmaya Yöneliktir. Kongremize Yönelik  Hukuksuz ve Keyfi Uygulamalardan Vazgeçilmesini İstiyoruz

Uluslarası bir çok  devletin, ulusal ve uluslarası STK temsilcilerinin  ve yüzlerce heyetin Kürt Meselesi konusunda fikirlerine defalarca başvurduğu Kongremiz, iktidarın savaş siyaseti ile birlikte aralarında FETÖ’cü savcı ve hakimlerin de olduğu  kesimler tarafından  uzun süreden beri baskı altına alınarak asıl rolü ve kimliğinden uzaklaştırılmak ve  marjinalleştirilmek istenmektedir.

DTK’ ye yönelik uygulamalar o kadar keyfı bir hal almış ki en son Urfa’ da 70 yaşındaki bir anne sadece kongremizin genel kuruluna misafir olarak katıldığı için sabahın köründe evi basıldı ve genel kurul misafir kartı suç unsuru sayılarak anne tutuklandı. Bir başka örnek ise bir çok delegemizin 10 ayda iki kez evleri basılarak keyfi bir şekilde gözaltına alınmaları ile ilgilidir. Delegelerimize, gözaltında iken emniyette ‘DTK üyesi misiniz, DTK kongresine katıldınız mı, DTK’ye gidiyor musunuz?’  gibi hiçbir suç unsuru taşımayan hukuk dışı sorular sorulmuştur. İkinci kez gözaltına alındıklarında başka bir gerekçe bulamayan savcılık ve emniyet birimleri bir önceki gözaltında olduğu gibi  ‘DTK üyesi misiniz, DTK kongresine katıldınız mı, DTK’ ye gidiyor musunuz?’  gibi aynı paket soruları delegelerimize sorunca avukatlar müdahale etmiş ve bunun işkence olduğunu söylemişlerdir. Savcılık, DTK ile ilgili soruşturmalarda DTK’nin hangi faaliyetinin suç olduğunu hukuksal yollarla izah edemiyor. Ancak amaç hukuksal yollarla suç ya da suçluyu tespit etmek değildir;  amaç, belli bir etnik grubun varlığı ve bu varlığı ifade eden tüm kurumları potansiyel suçlu konumuna  itmek olduğu için bu kesimler  açısından hukukun bir karşılığı kalmamıştır.

Kongremiz şahsında şu anda yüzlerce delegemiz, eski eşbaşkanlarımız, eş başkanlık divanı üyelerimiz, birçok aydın, gazeteci ve akademisyen hukuksuz bir şekilde yargılanmaktadır. Türkiye bu hukuk ayıbından bir an önce vazgeçmelidir. DTK yargılanacaksa toplumun sorunlarına cevap olamadığı, demokrasinin politikada varlığını güçlendiremediği için yargılanabilir. Savaşın derinleşmesinin önüne geçememek, Kürt sorununun demokratik yollarla çözümünü kolaylaştıramamak bizim için suç olabilir. Yargılanacaksak buralardan yargılanabiliriz. Ama mücadele biçimimizi, örgütlenme modelimizi ve demokratik çalışmalarımızı kimse suçlu gösteremez. Ayrıca bu yargılamayı yapmak AKP-MHP siyasi çizgisinin haddine değildir. Tüm bu nedenlerden dolayı DTK yargılanmaları tamamen siyasi ve keyfi bir dosya olduğunu ve temel amacın demokratik siyaseti boğmaya yönelik olduğunu tüm kamuoyunun bilmesini istiyoruz.

Demokratik Bir Toplum İçin Mücadeleyi Sürdüreceğiz

Demokratik toplumu örgütleme, hukuksuzluklara karşı mücadeleyi büyütme, devletin ve iktidarın kötü politikalarına itiraz etme ve eleştirme hakkı, demokratik yasaların yapımı ve politik mücadele ile bunu başarma kararlılığımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Biz kongre olarak eksik yapılanı, eşitsiz olanı  eleştirerek demokratik toplum için onarıcı pozisyonumuzu büyütmeye kararlıyız. 13 yıllık mücadelemizin bu kadar kolay ve ucuz yöntemlerle ayaklar altına alınmasına izin vermeyeceğiz.  Türkiye’de toplumsal barış ve uzlaşmanın sağlanması, demokratik kültürün oluşması ve toplumun bir arada yaşamını sağlamanın yolu DTK şahsında demokratik kurumların sahiplenilmesi ve büyütülmesi ile başarılabilir.

Tüm kamuoyuna saygıyla….