Savaş ve yıkım siyasetine karşı, Efrin halkı ile dayanışma zamanı

 AKP hükümeti ve devletinin, Efrin’e askeri saldırı ve işgal girişimi için ciddi bir hazırlık içerisinde olduğuna işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi.

‘ULUSAL KAZANIMLARIMIZ HEDEFLENİYOR’
“Efrin’e yönelik bir askeri saldırı ve işgal girişiminin, gerek Kürdistan’da, gerekse de Türkiye’de yaratacağı siyasal ve toplumsal sonuçların yıkıcılığını bugünden kestirmek mümkündür. Efrin’e yönelik gerçekleştirilecek olan saldırı ve işgal girişiminin, özünde Kürt halkının Rojava’da elde ettiği devrimsel kazanımları, bir bütün olarak da dört parça Kürdistan’daki ulusal kazanımlarımızı hedeflediği son derece açık ve nettir.
‘KÜRT DÜŞMANLIĞI DERİNLEŞMİŞTİR’ 
Rojava Devrimi’nin, Demokratik Suriye Federasyonu için bir model ve güvence olduğu, bunun, diğer Kürdistan parçalarındaki ulusal ve demokratik sorunların çözümünde bir model oluşturacağı gerçekliği, bu saldırının esas nedenidir. Türkiye devletinin ve onun ırkçı siyasi parti ve kurumlarının, ırkçı, tekçi ve inkarcı kimlikleri ve politikaları nedeniyle yaşadıkları yüzyıllık Kürt düşmanlığı, Kürt halkının Ortadoğu’nun yeniden şekillendiği bu yeni süreçte önemli bir aktör olarak ortaya çıkması karşısında derinleşerek uç yapmış, gözü kara bir saldırganlık boyutuna taşınmıştır.
‘TÜRKİYE’Yİ DERİN BATAKLIĞA HIZLA SÜRÜKLEMEKTELER’ 
Başka bir ülke ve halkın topraklarına, yalan ve iftiralarla bezenmiş propaganda ve ajitasyonlarla  ‘gerekçeler’ yaratarak saldırı ve işgal girişiminde bulunacak kadar gözü kara ve kendinden geçmiş AKP faşizmi, Türkiye’yi derin bir bataklığa doğru hızla sürüklemektedir. AKP faşizmi, Kürt halkına karşı yürüttüğü savaş siyaseti ile faşizmi kurumlaştırmak, diktatörlük rejiminin önündeki bütün engelleri tek tek ortadan kaldırmak istemektedir. Dolayısıyla burada hedeflenen ve yok edilmek istenen sadece Kürt halkının dört parça Kürdistan’da elde ettiği kazanımlar değildir. Hedef ve amaç çok daha kapsamlı ve derinliklidir. Suriye halklarının demokratik bir Suriye’de birlikte ve kardeşçe, adil ve eşit bir şekilde yaşamaları hedeflenmektedir. Yine bu savaş siyaseti ile Türkiye halklarının demokratik, eşitlikçi, adil ve barışçıl bir Türkiye’de kardeşçe bir arada yaşama iradesi yok edilmek, bütün demokratik toplumsal dinamikler, kurumlar ve muhalefet bu savaş siyasetinin yarattığı kaos ortamında boğazlanmak istenmektedir.
‘KOBANE DİRENİŞ RUHUYLA MÜCADELE’ 
Bilinmelidir ki, Kürt halkına karşı yürütülen bu ırkçı savaş siyasetinin hedefinde yalnızca Kürtler yoktur. Türkiye ve Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’nun bütün demokratik dinamiklerinin tasfiye edilmesi amaçlanmaktadır.
AKP’nin ırkçı ve kafatasçı MHP ile gerçekleştirdiği ve adına ‘milli mutabakat’ dedikleri ittifakın temel amacı da zihinlerinde her zaman var olan bu yayılmacı ve işgalci politikaları uygulamaya sokmaktır. Ancak, Ortadoğu’nun ve Kürdistan’ın gerçekliği ve reel durumu, bu işgalci ve yayılmacı politikalara yaşam şansı vermiyor. IŞİD belasından büyük ve ağır bedeller ödeyerek, kahramanca bir mücadele ile kurtulan Ortadoğu halkları, özelde de Suriye halklarının yeni bir işgal girişimine Kobane Direniş Ruhu ile izin vermeyeceği ve büyük bir mücadele yürüteceği aşikardır.
ACİL VE TEK GÜNDEM EFRİN
Ancak, her şeye karşın bilinmelidir ki, Efrin şahsında, tüm Rojava’nın ve dört parça Kürdistan’da halkımızın tüm kazanımlarının ciddi bir tehdit ve tehlike ile karşı karşıya olduğu da bir gerçektir. Bu tehdit ve tehlike karşısında, Efrin şahsında halkımızın kazanımlarına sahip çıkmak var olmanın ve yurtsever kalmanın temel şartıdır.
Bu bilinç ve sorumlulukla hareket ettiğine inandığımız; Bakur Kürdistan’ındaki yurtsever halkımız başta olmak üzere, bütün siyasi partilerimizin, sivil toplum kurumlarının, demokratik kitle örgütlerinin, inanç kurumlarının ve kanaat önderlerinin bulundukları kendi illerinde acil ve tek gündemle bir araya gelerek, Efrin’e yapılacak olası bir saldırı ve işgal girişimine karşı bir toplumsal bilinç, duyarlılık ve refleks oluşturmaları içinden geçtiğimiz bu tarihi an’ın bütün demokratik-yurtsever kurum ve şahsiyetlere yüklediği bir sorumluluktur.
‘EFRİN, ÇAĞDAŞ GELECEĞİN SİMGESİDİR’ 
Aynı zaman da, Türkiye halkları ve demokratik bütün dinamikleri başta olmak üzere, tüm uluslar arası toplumu da AKP hükümetinin bu savaş ve yıkım siyasetine karşı durmaya, halklarımızı birbirine düşmanlaştırmayı amaçlayan ve toplumsal çatışmalara zemin hazırlayan AKP faşizmine karşı çıkmaya, mücadele ederek Efrin halkıyla dayanışmaya çağırıyoruz.
Efrin, Suriye özgülünde Ortadoğu’nun demokratik, aydın ve çağdaş geleceğinin simgesidir! Efrin, tüm Ortadoğu’da bütün farklı kimliklerin, kültürlerin ve inançların birlikte-kardeşçe yaşamalarının doğuş anıdır!
Demokrasi güçleri ve uluslar arası toplum, bu çağdaş ve demokratik doğuşun katledilmesine karşı sessiz ve duyarsız kalmamalı, mücadele etmelidirler!”