Özgür kadından korktular; Paris ve Silopi’de katlettiler

Demokratik Toplum Kongresi, Paris ve Silopi’de katledilen devrimci Kürt kadınları anarak, Özgür Kürt kadın hareketi, sömürgeci sistemin en büyük korkusu ve onun temellerini sarsan en temel özgürlük dinamiğidir

“21. yüzyılda, Ortadoğu halkları, Kapitalist-sömürgeciliğin ulus devlet sisteminden ve onun  bütün prangalarından kurtulmak;  özgürlük, adalet, eşitlik, ekonomik refah ve savaşsız bir yaşam için büyük bir insanlık mücadelesi yürütmektedirler” vurgusunun yapıldığı açıklamada, “Hiç şüphesiz  bu özgürlük mücadelesinin öncü gücü, Demokratik uygarlık- demokratik ulus paradigması ile   özelde tüm Ortadoğu halklarına, genelde de insanlığa   yeni ve özgür bir gelecek vadeden, Kürdistan Özgürlük Hareketidir” denildi.

‘KAPİTALİST-SÖMÜRGECİ SİSTEMİN TEMELLERİ SARSILDI’

Açıklamada şunlar kaydedildi:

“Kürdistan Özgürlük  Hareketi, esasında çağdaş ve modern bir toplumsallaşma hareketi olarak doğmuş, bu doğuşta ve hareketin tüm aşamalarının  ve gelişmelerinin öznesi ve öncüsü  olan da  özgür kadın toplumsallaşması ve mücadelesi olmuştur.

Kapitalisit-sömürgeci sistemin temellerini sarsan da; toplumun yarısını sosyal,siyasal, ekonomik, üretim, kültürel vb.  bütün yaşam alanlarının dışında tutarak, ağır bir sömürü ve tecavüz sistemi ile boyunduruk altına aldığı kadınlar üzerinden yaşattığı sistemin, bizzat kadın toplumsallaşması, özgürleşmesi  ve mücadelesi olmuştur. Bu nedenle de toplumsallaşmış ve özgürleşmiş kadın kapitalist-sömürgeci sistem açısından büyük bir tehlike ve tehdit olarak algılanmış, tasfiye edilmesi için hedef seçilmiştir.

‘FRANSA SORUŞTURMAYI DERİNLEŞTİRMELİ’

9 Ocak 2013’te Paris’te Türkiye istihbaratı tarafından planlanan ve uygulamaya konulan, Fransız istihbaratının da  desteği ile gerçekleşen;  Kürt Kadın Hareketinin kurucu ve öncülerinden Sakine Cansız’ı, Kürt Kadın Hareketinin öncü ve diplomat kadrolarından Fidan Doğan,  gençlik hareketinin öncü kadrolarından Leyla Şaylemez’in  Kürt halkına karşı ikinci bir uluslar arası komplo sonucunda katledilmeleri olayı Sakine Cansız ve yoldaşları şahsında  toplumsallaşan, özgürleşen ve insanlığa yeni bir yaşam sunan tüm dünya kadınları olmuştur.

Bütün yaşamını, Kürdistan  halkının özgürlüğünün kadının özgürlüğü ile eş anlamlı olduğuna inanarak ve bu uğurda efsanevi bir yaşam ve direniş çizgisinde yürüyerek geçiren Sakine Cansız , 20. yüzyılın başlarında  katledilen  Roza Lüksemburg  gibi  dünya kadınları için bir sembol ve öncü idi.

Kürdistan kadınının ayağa kalkışında, örgütlenerek kendini var etmesinde, yaşamın bütün alanlarında emek vererek, üreterek ve direnerek gelişmelerin temel dinamiği haline gelen özgür kadın hareketinin gelişiminde  öncülük rolü oynayan Sakine Cansız, Türkiye istihbaratı tarafından hedef alınmış ve iki yoldaşı ile birlikte katledilmişlerdir.

Paris Katliamı olarak tarihe geçen, bu katliamın üzerinden 4 yıl geçmiş olmasına rağmen, katliamın sorumluları ile ilgili sağlıklı ve derinlikli bir soruşturmanın Fransız istihbaratı, polisi ve adli mercileri tarafından yapılmamış olması, yürütülen soruşturmanın da üstünün örtülerek kapatılmaya çalışılması Fransız istihbaratı  ve adli mercilerini de büyük bir zan ve töhmet altında bırakmıştır.  Kürt halkı da, uluslararası kamuoyu da çok iyi bilmektedir ki,  Paris katliamının sorumluları ile ilgili olarak Fransız istihbaratının elinde çok güçlü veriler vardır. Bu verilerin adli makamlara verilerek katliamın sorumlularından hesap sorulması   Fransız adaletini de büyük bir ayıptan ve utançtan kurtaracaktır.

Basına yansıyan, PKK’nin elindeki iki MİT görevlisinin verdikleri, Paris katliamının bizzat MİT tarafından gerçekleştirildiği ve sorumlularının kimler olduğu konusundaki bilgileri de MİT’in sorumluluğunu gözler önüne sermektedir.  Fransız adli mercilerinin, bu yeni bilgiler ışığında soruşturmayı derinleştirerek adil bir karar vermeleri  gerçek adaletin tecellisi için zorunludur.

Avrupa’daki halkımız başta olmak üzere, tüm Kürdistan halkı ve demokratik uluslar arası kamuoyu bu katliamı gerçekleştirenlerin peşini bırakmayacak, hesap sorulana kadar mücadele etmeye devam edeceklerdir.”

SİLOPİ KATLİAMI

DTK, özgür kadın hareketinin öncü kadrolarından Sêvê Demir, Pakize Nayır ve Fatma Uyar’ı da anarak, “Halkımızın  demokratik iradesini açığa çıkarma,  öz yönetimini gerçekleştirme, demokratik, adil, eşit ve özgür bir yaşam yaratma uğruna  yürüttükleri mücadelede  Türkiye ordusu ve polis güçleri tarafından 6 Ocak 2016 tarihinde  Silopi‘de katledildiler” dedi.

‘MÜCADELEYİ YAYGINLAŞTIRARAK HESAP SORALIM’

“Özgür Kürt kadın hareketi, sömürgeci sistemin en büyük korkusu ve onun temellerini sarsan en temel özgürlük dinamiğidir” mesajını veren DTK, son olarak şunları belirtti:

“Katliamların yıl dönümünde bir kez daha, Sakine  Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez, Sêvê Demir, Pakize Nayır ve Fatma Uyar şahsında özgürleşen ve toplumsallaşan Kürt kadınlarına yönelik gerçekleştirilen katliamı bir kez daha lanetliyor; Avrupa ve diasporadaki halkımız başta olmak üzere bütün halkımızı ve halkımızın dostlarını, Avrupa’da ve Kürdistan’da katliamları gerçekleştirenlerden hesap sorulması için mücadeleyi derinleştirme ve yaygınlaştırmaya çağırıyoruz.”