Leyla Güven; Cemaat başlattı AKP sürdürüyor

WhatsApp Image 2017-08-19 at 11.28.39

Kürt siyasal hareketine yönelik KCK operasyonu adı altında 2009’da başlatılan operasyonun bir benzeri, DTK üzerinde yapılmaya çalışılıyor. Hükümet yetkileri KCK operasyonlarından Gülen Cemaati’ni sorumlu tutarken, yine aynı cemaat tarafından başlatılan DTK operasyonunu da kendisi sürdürüyor

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, AKP’nin DTK çalışmalarını suç olarak göstermeye çalıştığını belirterek, ‘Çalışmalarımıza eskisinden daha fazla katılım oluyor. Delege bulmakta zorlandığımız yerlerde şimdi kongre yapıyoruz’ dedi

Kürt legal siyaseti, yargı eliyle KCK benzeri operasyonlarla yeniden kıskaç altına alınmaya çalışılıyor. Demokratik Toplum Kongresi’ne yönelik son dönemlerde yapılan operasyon sadece siyasetçileri değil; gazetecileri, yazarları, akademisyenleri, doktorları da kapsayacak şekilde devam ediyor. 2010 yılında başlatılan DTK soruşturmalarını başlatan savcıların hemen tamamı cemaat üyesi iddiasıyla görevden alınmış veya tutuklanmış olsa da hazırladıkları dosyalar ile bugünlerde yüzlerce kişi sadece DTK kongrelerine katılmaktan tutuklu bulunuyor.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2010 yılında başlattığı soruşturma ile 2010-2014 yılları arasında DTK’nin kamuoyuna açık olan tüm çalışmaları ortam dinlemesiyle kayıt altına alınmış. dihaber’den Deniz Tekin’in haberine göre, polisin talebi üzerine DTK’nin faaliyetlerinin dinlenmesi ve kayıt altına alınması kararlarında imzası olan dönemin Özel Yetkili Mahkeme (ÖYM) hâkimleri arasında yer alan Suna Yeşilküçük, Ahmet Yıldızeli ve Mahmut Köse, Gülen Hareketi (FETÖ) ile ilişkisi oldukları gerekçesi ile HSYK tarafından meslekten ihraç edildi.

Bu hâkimlerin verdikleri ve tam yüz kere uzattıkları dinleme kararları sonucunda elde edilen “deliller” nedeni ile DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, HDP Eşbaşkan Yardımcısı ve bir dönem DTK’nin Eşbaşkanlığını yapan Aysel Tuğluk, HDP milletvekilleri İdris Baluken, Selma Irmak, DBP Eşbaşkan Yardımcısı Seydi Fırat, Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Dêrsim Belediye Eşbaşkanı Nurhayat Altun’un yanı sıra çok sayıda insan hakları savunucusu, sendikacı, sağlık emekçisi, gazeteci, yazar tutuklandı.

Tutuksuz yargılanan çok sayıda kişi hakkında ise, onlarca yıl hapis istemiyle davalar açılmaya devam ediyor. Bu kişiler, DTK binasına gittikleri, toplantılarına katıldıkları ya da buradaki toplantılarda isimleri geçtiği için suçlanıyor.

Vekiller bile dinlendi

O dönem telefonları dinlenenler arasında ÖSP Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, akademisyen Mithat Sancar, Ayhan Bilgen, katledilen Amed Barosu eski Başkanı Tahir Elçi, Kürt yazar Şeyhmus Diken, Feridun Yazar, gazeteci Ayşegül Doğan, İmralı Heyeti Üyesi Ceylan Bağrıyanık, Amed Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Amerikalı Akademisyen Jacop Gabriel’in yanı sıra yüzlerce kişinin isimleri var. O dönem BDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak ile milletvekilleri Altan Tan, Sebahat Tuncel, Nursel Aydoğan, bağımsız milletvekilleri ve DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ile Ahmet Türk’ün yasama dokunulmazlıkları olmasına rağmen DTK toplantılarında yaptıkları konuşmalar dinlendi. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun, DTK toplantılarında ismi geçtiği için hakkında “örgüt üyeliği” iddiasıyla fezleke hazırlandı. DTK binasına giriş ve çıkışları kayıt altına alınan bu kişilerin fotoğrafları da çekildi.

Davanın avukatlarından Gülşen Özbek, şimdiye kadar hazırlanan iddianamelerde savcıların DTK’yi KCK’nin bir kolu gibi göstermeye çalıştığını söylüyor. Özbek, DTK’nin kurulmadan önce PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın açıklamalarının ve DTK’nin demokratik özerklik talebini dillendirmesinin buna delil olarak gösterildiğini belirtiyor. Soruşturmayı başlatan savcıların, dinleme kararı veren hakimlerin ve soruşturmada görev almış kolluk kuvvetlerine kadar çok sayıda kişinin cemaat soruşturmaları kapsamında görevden uzaklaştırıldıklarına dikkat çeken Özbek, buna rağmen soruşturmanın yargılamaya dönüştürülmesinin hukuki izahının olmadığına dikkat çekiyor. Ergenekon, balyoz, futbolda şike davası gibi cemaatin açtığı dava dosyalarının kapatıldığına dikkat çeken Özbek, ancak DTK soruşturmasının tam tersine tutuklamalarla sürdüğünün altını çizdi.

İki günde iddianame

Av. Özbek’in dikkat çektiği bir konu da, tutuklamaların nasıl bir hukuksuzlukla yapıldığını gözler önüne seriyor. Gözaltına alınan DTK üyelerin hakkında 2 gün içinde iddianame hazırlandığını belirten Özbek, “Müvekkillerimiz tutuklandığında, iki gün sonra tutukluluklarına itiraz etmek için mahkemeye gittiğimizde, iddianamenin hazırlandığını öğreniyoruz. Dolayısıyla tutukluluğa itiraz hakkımız da ortadan kaldırılmış oluyor” diyor.

Yargı yoluyla Demokratik Toplum Kongresi’nin çalışmaları yasadışı gibi gösterilerek engellenmeye çalışılırken, DTK çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Kongreye yönelik operasyonları değerlendiren DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, yapılan operasyonla DTK’li olmanın suç gibi gösterilmek istendiğini ancak bunun ters teptiğini söylüyor. Soruşturmaların hukuki dayanaktan yoksun olduğuna bu nedenle tutuklanan kişilerin ilk duruşmada serbest bırakıldığına dikkat çeken Güven, şunları söyledi: “DTK’ye yönelik operasyonlar ‘çöktürme planı’nın bir parçasıydı. DTK de halk tarafından kabul gören, halkın her konuda gelip söz söyleyebildiği bir mekanizma. Dolayısıyla bunu da ortadan kaldırmak için yargı eliyle bir operasyon başlatıldı. DTK çalışmalarını ne kadar suça dönüştürmek isteseler de başaramıyorlar ve dolayısıyla tutukladıkları arkadaşlarımızı bırakmak zorunda kalıyorlar. Ama ne yapılıyor belli bir süre içeride tutuluyorlar, dışarıdakilere mesaj veriliyor ‘bakın DTK’li olmak suçtur, DTK bir terör örgütüdür, dolayısıyla siz de oraya giderseniz başınıza bu gelir’ deniyor. Ancak bu ters tepti. Eskiden delege bulmakta zorlandığımız illerde bile şimdi kongreye gidiyoruz ve çok fazla talep var. Eskiden 13 olan başkanlık divanı sayımızı şimdi 21’e çıkardık ve bütün bölgelerden çok sayıda istekli insan bize başvuruyor.”

Ergenekon, balyoz gibi davalarının kumpas olarak değerlendirilerek kapatıldığını belirten Güven, Kürtlere yönelik davalarda ise çifte standart uygulandığını kaydetti. KCK davalarının ve DTK’ye yönelik son soruşturmaların da Cemaat tarafından hazırlandığına dikkat çeken Güven, “Bir yandan Oslo’da ardından İmralı’da çözüm için görüşmeler yapılırken, bir yandan da bizi dinliyorsun. FETÖ davasında yargılanan hakimler, savcılar o dönem dinlemelere imza atan kişilerdir. Şimdi bu çelişki ne? AKP eğer bu dinlemeleri FETÖ yaptı diyorsa, o dönem yapılan soruşturmaları kumpas olarak değerlendirmeli ve ortadan kaldırmalıdır. Ama biz ülkenin batısında başka hukuk, doğusunda başka hukuk işlediğini görebiliyoruz” diye konuştu.

‘Daha fazla sürdürülemez’

AKP’nin hem iç siyasette hem de dış siyasette önemli bir tıkanma yaşadığını ifade eden DTK Eşbaşkanı Güven, DTK’ye yönelik operasyonlarda da istediğini alamadığını söyledi. Güven, şunlara dikkat çekti: “AKP’nin bu yargısal müdahaleleri çok fazla sürdüreceğini zannetmiyorum. Sonuca geldi. Örneğin DTK’yi terör örgütü olarak ilan etmek istedi ama tutmadı. Gözaltına aldığı insanlar DTK’ye üye olmakla suçluyor ve bu insanlar üye olduğunu da inkar etmiyor, ‘Gidip gönüllülük esasına dayalı bir şekilde çalışmalarına katılmışım’ diyor. Ardından bu insanları bırakmak zorunda kalıyorlar. Demek ki bu şekilde olmuyor. Yargı ile yapabileceği her şeyi yaptı. Kürt siyasetine yönelik komple bir tasfiyeyi hedefledi, ancak bu tutmadı. Ne HDP’li milletvekilleri ne DBP’li belediyeler önünde diz çöktü.”

Güven: Çıkış yolu İmralı

Güven, kaostan çıkışın yolu olarak da Öcalan’ı adres gösterdi: “Bu kaostan çıkışın bir tek yolu vardır. O da; Sayın Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması ve Sayın Öcalan’ın siyaset arenasında söz sahibi olmasıdır. Çünkü o Ortadoğu’yu da Türkiye’yi de en iyi bilen kişidir. Dolayısıyla Kürt sorununun demokratik çözümü konusunda da Sayın Öcalan olmadan hiçbir şey yapılamaz.”

Yüzlerce kurumun bileşiminden oluşuyor

Demokratik Toplum Kongresi, 26-28 Ekim 2007’de Amed’de yapılan ve bölgedeki 25 ilde faaliyet yürüten 800’e yakın STÖ ve siyasi parti temsilcilerinin katıldığı toplantıda alınan kararla kuruldu. DTK’nin yapısı, 850 delegeden oluşan Genel Kurul, 101 kişilik Daimi Meclis, 21 kişiden oluşan Yürütme (Koordinasyon) Kurulu, 5 kişilik Eşbaşkanlık Divanı, 3 sözcü ve 2 eşbaşkandan oluşuyor. Ancak 2014 yılında DTK tüzüğünde yapılan değişiklikle delege sayısı 500’e indirildi.

Hükümet yetkilileri, DTK’nin çalışmalarını illegal gibi göstermeye çalışsa da, kuruluşundan itibaren AKP’li birçok isim DTK’nin çalışması içinde yer aldı. AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, DTK’nin kuruluş sürecinde yer aldı. AKP Diyarbakır İl Başkanı Muhammed Akar, DTK’nin birleşeni olan Azadi Hareketi’ni temsilen 2012-2013 yılları arasında DTK İnanç Komisyonu’nda görev aldı. Bir dönem AKP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcülüğü yapan AKP Siirt Milletvekili Yasin Aktay, 18-19 Aralık 2010’da DTK’nin Diyarbakır’da düzenlediği “Demokratik Özerklik Çalıştayı”na katıldı.

Eşbaşkan İmralı heyetinde

Bütün faaliyetleri “yasadışı” gösterilerek dinlenen DTK’ye TBMM Başkanı Cemil Çiçek imzasıyla 19 Ocak 2012 tarihinde davetiye gönderilerek, yeni anayasa için oluşturulan Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarına görüşlerini sunması için davetiye gönderildi. DTK heyeti, komisyona giderek demokratik özerklik talebini içeren 6 sayfalık önerisini komisyona sundu. Çözüm sürecinde oluşturulan 5 kişilik İmralı Heyeti arasında DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle de bulunuyordu. Dicle, DTK Eşbaşkanı sıfatıyla İmralı Adası’nda PKK Lideri Abdullah Öcalan ile dönemin başbakan yardımcıları ve devlet yetkilileriyle görüştü. Cizîr’de yaşanan olayları yatıştırmak için DTK Eşbaşkanı olarak ilçeye gitti. Çözüm sürecinde devlet ve hükümet tarafından muhatap alınan DTK, daha sonra ise PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın talimatıyla kurulduğu örgütlenme olarak “KCK ile özdeşlik gösterdiği” iddiasıyla “yasadışı” bir oluşum olarak gösterildi.

KAYNAK: ÖZGÜRLÜKÇÜ DEMOKRASİ