DÖÇ – Demokratik Özerklikte Kültür ve Sanat

DEMOKRATİK ÖZERKLİK ÇALIŞTAYI

DEMOKRATİK ÖZERKLİKTE KÜLTÜR VE SANAT

Bir irade beyanı olan demokratik özerklik halkın özyönetimidir. Öz yönetim ancak öz kimlikle oluşur.  Öz kimlik ise öz kültürün geliştirilmesi ve öz sanatın yaratılmasıyla mümkündür. Bu anlamda demokratik özerklik bu kültürü yaşatacak, geliştirecek, toplumda devletçi uygarlık olmayan kültürü açığa çıkaracak onu özgücüne kavuşturacak örgütleme modelidir. Bu yanıyla demokratik özerklik toplumun devlet olmayan demokratik örgütlemesidir. Demokratik örgütleme toplumun tüm bileşenlerinin (kadınlar, gençler, çiftçiler, işçiler, memurlar, sanatçılar vb) ve tüm toplumsal kimliklerin (siyasi görüş, din, mezhep, farklı halk kimlikleri vb.) iktidar ve devlet olmak için değil, demokrasi için örgütlenerek öz gücüyle kendilerini yönetmesidir. Demokratik örgütlemede demokrat olmanın temel ölçüsü, bir çalışmayı geliştirmek, o çalışma da toplumsallığı büyütmektir.
Demokratik özerklik aynı zamanda devlet ve iktidar sistemlerine karşı alternatif düşünce, inanç ve yaşam değerlerini ifade etmektedir. Kürt halkının tarihsel karakterine bakıldığında bu demokratik duruş daha net görülecektir. Kürt halkı genel olarak devlet ve iktidar sistemlerinin dışında kalarak demokratik örgütlenme tarzını esas almışlardır. Komin konfederasyon, kültürel birlikler gibi toplumsallığın özü ile bağlantılı olan değerlerle yaşamayı seçmişlerdir. Bu durum günümüzde demokratik özerkliğin gelişmesi için önemli bir avantaj olmaktadır. Hem zihniyet olarak hem de yaşam tarzı itibari ile diğer etnisiteler ile bir arada yaşamaya ve paylaşım içerisinde olmaya yatkın bir topluluktur.
Kuşkusuz ki; bu sistemin kuruluşuna engel olacak birçok unsur bulunmaktadır. Ortadoğu topraklarında hem devletçi geleneğin çok köklü olması, hem de katı ulus devlet milliyetçiliğinden kaynaklı var olan tekçi, dikey ve homojen yapısı gelişebilecek sisteme karşı büyük bir direnç potansiyeli göstermektedir. Diğer önemli bir husus ise devletçi geleneğin uzantısı durumunda olan toplum içindeki odaklardır.
Bu temelde demokratik özerkliği inşa etmek aynı zamanda demokratik bir zihniyet inşa etmek anlamına gelmektedir. Bu genel çerçeve ışığında demokratik özerkliğin kültürel boyutunu açımlamak önem arz etmektedir.

Demokratik Özerklikte Kültür
Kültürleşmenin kendisi insanlaşma ile aynı anlama gelmektedir. İnsan dediğimiz varlığın bütün nitelikleri ve etkinliği kültürü ifade etmektedir. Ahlaki ve politik bir varlık olan insanın yaşamı sürdürmek adına yarattığı değerler sisteminin toplamına kültür diyebiliriz. Kültür aynı vakitte insan gruplarının dilini, yaşam tarzını, tarihsel süreç içerisinde yarattığı maddi ve manevi değerleri de ifade etmektedir Bunun içindir ki; insan kültürleşerek kendi varlık koşulunu oluşturmaktadır. Ancak kültürel değerlerin yaratımı ve sonraki nesillere aktarımını sağlayan ise toplumsallığın kendisi olmaktadır. Toplumsallık kültürü insanlığın özünü oluşturmaktadır.
Bu gerçeklik içerisinde Kürt kültürü devletleşmeyi derinlikli yaşamayan bir kültürdür. Devletleşmeyi ağırlıkta dışarıdan dayatılan egemen kültürlerin baskıları altında yaşamıştır.
Kürdistan toplumunda kültürel baskı ve soykırım düzeyinin derinlik kazanması kapitalist modernite sürecine denk gelir. Böylece dünyanın en eski ve ilk yerleşik kültürünün sahibi olan halk, yeryüzünde kendisine yer aramak zorunda bırakıldı. Ne ülkesinde ne de gittiği başka yerlerde kendi kimliği ile tanınmadı. “Kürtlerin durumu kültürel soykırımın en çarpıcı ve trajik örneğini temsil eder. Sayın Abdullah ÖCALAN, bu gerçekliği şöyle tanımlamaktadır. “Kürt halkı hâkim ulus-devletlerce tüm maddi ve manevi kültürel değerleri üzerine kurulu çarmıh mekanizmasında inim inim inletilirken, başta emek değerleri olmak üzere tüm toplumsal birikimleri, yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynakları açık bir talana uğratılır; geri kalanı da imhaya terk edilir, işsiz bırakılır, çürütülür; çirkin kılınarak yaşanmaz, yüzüne bakılmaz duruma getirilir. Kürt insanının önünde artık tek yol bırakılmış gibidir: Hâkim ulus-devlet içinde erimek, tümüyle temel değerlerinden vazgeçmek! Bundan başka yaşam yolu yoktur. Zaman zaman fiziki soykırımlara da varan Kürt kültürel soykırımı belki de kapitalist modernitenin gerçekliğini tüm çıplaklığıyla gösteren en çarpıcı ve trajik örneklerin başında gelmektedir.” der.
Kürtler üzerinde soykırımın hem fiziki olanı hem de kültürel olanı biçim değiştirerek devam etmektedir. Demokratik özerklik en başta da bu kültürel soykırımı durdurma ve kültürlerin özgürce gelişimini sağlayacaktır. Çünkü Kürt kültürü güncel anlamda ciddi kültürel kıyım tehdidiyle karşı karşıyadır. Kürt kültürüne dayatılan bu kıyımı şu şekilde yorumlamak konunun anlaşılması açısından önemlidir. Kültürel soykırım; bir kültürü dejenere ederek anlamsızlaştırmak; gereksizmiş gibi göstermek, egemen kültürlerin deyimiyle geri ilkel ‘medeniyet dışı’ olarak yansıtmak, önemsizleştirmek ve bunun için iç dinamiklerini bozmak vb. saldırılarla o kültüre sahip halkı kültüründen uzaklaştırarak gerçekleştirilmektedir.
Kültürel soykırım şekli temelde iki saldırı yöntemiyle bu pervasızlığı yapar. Birincisi soykırım yapanlar hedeflediği kültürün geleneklerini yani geçmişini bozarak bu işe başlarlar. Kültürel soykırımın ikinci saldırı tarzı ise günceldeki değerleri baskıyla, şiddetle yalan ve hileyle çirkin göstererek gerçekleştirir.  Bu iki saldırı taktiği ile amaçlanan Kürtlerin geçmişlerini yok etmek, halkın belleğini silmek, bugünlerini de karartarak kendileri nasıl istiyorsa geleceğe öyle taşırmaktır. Bu yanıyla kültürel soykırım asimilasyondan daha tehlikeli bir savaştır. En büyük insanlık suçudur.
Demokratik özerklik sisteminde kültür çalışmalarını önemli kılan gerçeklik devlet ve iktidar düzenlerinin esas aldıkları kültürel soykırım politikalarına karşı direniş içinde olunduğu gerçekliğidir. Özelikle Ortadoğu coğrafyasında ulus devletler birçok dil ve kültürü ortadan kaldırarak Ortadoğu’yu deyim yerindeyse bir kültür mezarlığına dönüştürdüler. Ulus devletin bu milliyetçi politikalarının ortadan kaldırdığı birçok etnik grubun anıları hala taptazedir. Bu nedenle demokratik özerklik halkların kültürel anlamda birbirlerini besleyerek birlikte yaşama projesidir. Her türlü etnisitenin, inancın, sosyal kategorilerin, farklı dil ve mezhep sahiplerinin kendilerini en özgür hissedecekleri sistem demokratik özerklik sistemidir. Bu anlamda demokratik özerklik çok kültürlü çok dilli bir yapılanmadır. Bu yapılanma Ortadoğu’nun katı merkeziyetçi, devletçi rejimlerine karşı birçok sorunun panzehirdir.
Demokratik Özerklik yaşamın yeniden anlam kazandığı, yani özgür yaşam ilişkilerinin ve toplumsallık kültürünün gelişeceği bir sistem olmaktadır. Demokratik özerklik, altında özgür yaşam kültürünün hayat bulduğu masmavi bir gök kubbesidir.
Demokratik özerkliğin tarihsel ve güncel gerçekliğine baktığımızda halkların demokratik toplumsal yaşamını düzenleyen esas sistemin kendisi olduğu rahatlıkla görülecektir.
Bu anlamda demokratik özerklik her şeyden önce kültürel olguların kendilerini örgütlemesi demektir. Bunun için kültür ve sanat çalışmalarının kurumsallaşması gerekmektedir.
Demokratik özerklik inşasında demokratik kominal kültürün gelişmesi önem arz eder. Demokratik kominal kültür insanlık değerlerinin özünü ifade ettiği için, gelişimi aynı zamanda alternatif toplumun gelişmesi demektir.

Demokratik Özerklikte Dil
Genel anlamda dillin gelişimi muazzam bir biçimde toplumsallığa hizmet etmiştir. Daha önce işaretlerle bir birini anlamakta zorlanan insan toplulukları dillin nitelik kazanması ile birlikte daha rahat iletişim kurabildi. Bu durum düşünsel gelişimi de tetikleyerek insanın anlam gücüne ulaşmasını beraberinde getirdi. Bunun içindir ki; dil ve düşünce diyalektiği kültürel değerlerin yaratılmasında ve toplumsallık olgusunun sağlamasında hayati etkenler olmaktadırlar. Bu durum dünyanın bütün farklı etnik grupları ulusları için geçerli olmaktadır. Zaten halklar genel itibari ile konuştuğu dil ile tanımlanırlar.
Bu bakımdan Kürt halkının gündeminde olan demokratik özerklik sisteminin dili Kürtçe Çünkü dil; bir halkı,  bir toplumu bir arada tutmayı sağlayan ve o toplumun bir birini anlamasını sağlayan temel öğesi olmaktadır. Bu anlamda Kürt dilinin güvenceye alınması ve gelişmesi demek Kürt kimliğinin yaşam tarzının güvence altına alınması demektir. Demokratik Özerklikte dillerin inkarı değil dillerin korunması ve geliştirilmesi esastır.
Bu durum diğer farklı etnisitelerin dilini inkâr etme ya da baskılama anlamına gelmemektedir. Her dil ve kültürün özgürce gelişebileceği zemin demokratik zeminlerdir. Özerkliğin demokrasiyi en temel değer olarak görmesi nedeniyle farklılıkların özgünlüğü ve özgürlüğünün sağlanması için her türlü imkân dayanışma ve destek sağlar.

Demokratik Özerklikte Coğrafya
Kürt halkının yaşadığı coğrafya olan Kürdistan coğrafyası, birçok kültürel ilkin gelişimine kaynaklık etmiştir. Gerek ilklim koşulları gerekse bitki örtüsü zenginliği Kürt kültürünün ve bu kültürle birlikte diğer kültürlerin etkilenmesine yol açmıştır. Bilindiği gibi insanlık yukarı Mezopotamya olarak bilinen Toros – Zagros coğrafyasında, Dicle Fırat havzasında yerleşik yaşama geçerek insanlığın kültürleşmesine kaynaklık etmiştir.
Kürdistan’ın Birçok yerinde yapılan arkeolojik kazılar, ifade ettiğimiz hususları kanıtlar niteliktedir. Ergani kotê berçem (çay önü), Karacadağ, Bismil-batman (çemê xalan) ve son olarak da Urfa Göbekli tepe’de yapılan kazılarda ortaya çıkan belge ve bulgular bu coğrafyanın  kültürel ve sanatsal geçmişini, önemini bir daha gözler önüne sermektedir.
Diğer bir hakikat ise birçok tarihi metinlerde olduğu gibi kutsal kitaplarda da Dicle Fırat havzasındaki coğrafyaya yeryüzünün cenneti denilmektedir. Aynı zamanda yeryüzünün doğal tarih müzesidir. Bu doğal tarih müzesinde insanlığın ortak mirası olan birçok kültür ve sanat eseri bulunmaktadır. Bu kültürel sanatsal mirasların korunması ve geliştirilmesi demokratik özerkliğin temel amaçlarındandır. Kürdistan coğrafyası aynı zamanda kültürel turizm coğrafyasıdır. Birçok inancın, kimliğin ve kültürün ifadesi olan cami, medrese, mezarlık, anıt, kilise vb yerlerin bu coğrafyada olması mevcut zenginliğin bariz ifadesi olmaktadır. Şairlere ilham perisi, dengbêjlerin dilinde kilam, yazarlara roman, ressamlara tuval olmuş olan bu coğrafya,  üstünde yürütülmüş olan savaşlar yüzünden adeta meydan muharebesine dönüştürülmüştür. Bu gün de kimi zaman ormanların yakılması, kimi zaman tarihi kalıntıların yapılan barajlarla sulara gömülmesi, bitki örtüsünden doğal zenginliklerine kadar var olan coğrafik zenginliklerin talan edilmesi demokratik özerkliğin gündemine alacağı ve buna dur diyeceği önemli konulardandır.

Demokratik Özerklik Sanat ve Sanatçılar
Sanat güzel olanı arama eylemedir. Sanatçı bu güzel olanı arayan ve onda kendini yeniden doğuran eylemcidir. Bu yanıyla sanat yaşamın estetik ihtiyacını karşılayan ve insanın inandığı değerleri yüceltme, o değerleri ölümsüz kılma ve o değerler ile kendine has bir dünya yaratma çabası ve arayışıdır. Toplumun maddi ve manevi yaşamı arasındaki en büyük köprü olan sanat diğer bir anlamıyla insanın kendi öz doğasına doğru başlattığı danssal bir yürüyüştür.  Kaynağını ise halktan ve halkın yaşadığı coğrafyadan alır. Halktan, doğadan ve evrenden beslenerek özgürlük ahlakını geliştirerek, halkın demokratik temelde aydınlanmasını ve bilinçlenmesine kapı aralar.
Demokratik özerkliğin sanat felsefesi halkçı komünal sanat felsefesidir. Halkın değerlerinden beslenen halkın dayandığı kültürel, sosyal, siyasal ve ekonomik değerleri estetize ederek, onun özgür yaşama ulaşmasına yaratıcılığıyla öncülük edecek olan ise sanatçıdır. Sanatın ve sanatçının bu sorumluluk doğrultusunda hareket etmesinin tarihsel bir arka planı bulunmaktadır. Çünkü sanat ve sanatçılar toplumun ilk kültürel gelişimine öncülük yapıcılardır.
İnsan topluluklarının kendi kültürel dünyalarını inşa etmeleri, ikinci doğanın yani toplumsallaşmanın inşasıdır. İkinci doğanın kendisi bilim değerlerine ulaşmış, sanatsal bir yeteneğe kavuşmuş, estetik ve felsefi bir bakış açısı kazanmış insan gerçekliğidir. Yani insanın toplumsallık bilincine ulaşmasında sanat, bilim ve felsefen daha temel bir değeri ifade etmektedir. Dolaysıyla günümüzün özgürlükçü sanat felsefesi ve onun öznesi olan sanatçılar bu güçlü mirasın devamcılarıdırlar. Her çağda ve dünyanın her yerinde bu sanat ve sanatçı gerçekliğini görmekteyiz. Ana tanrıça heykellerini yapan, neolitik köy mimarisini geliştiren, toplumsal ritüelleri düzenleyen sanatçılardan tutalım Rönesans sanatçılarına Rusya, Fransa devrimlerine katılan sanatçı kişiliklere; Pir Sultan, Hozan Serhat, Âşık İhsani ve Aram Tigran gibi onca değerli sanatçının yarattığı tarihe ve mirasa bağlı kalınarak demokratik özerkliğin sanat anlayışı toplumun her katmanında geliştirilebilir
Bu anlamda demokratik özerklikte sanat her türlü iktidarı ret eden tahakkümcü köleci ve ataerkil kültüre karşı olmak durumundadır. Demokratik, ekolojik ve kadın özgürlüğünü esas alan bir sanat paradigması demokratik özerkliğin sanat çizgisi haline gelmeli ve sanatçılar bu değerleri kendi yaratıcılıklarıyla sanat eserlerine dönüştürüp toplumun vicdanı olma sorumluluklarını yerine getirmelidirler.
Sanat günümüzde kişiyi ve toplumu özgür yaşam estetiğiyle buluşturma sorumluluğuyla karşı karşıyadır. Bu durum Kürt sanattı ve sanatçıları için daha önemli bir noktada durmakta ve bu konuda Kürt sanatçısına büyük sorumluluklar düşmektedir. Öncelikle Kürt sanatçısı halkla bütünleşerek halkın içinde olduğu politik mücadele gerçekliğinin ve demokratik siyasetinin ortaya çıkardığı değerleri sanata dönüştürerek insanlığa mal etme gerçekliği onun vicdani sorumluluğudur. Çünkü Kürt halkının yaşadığı kültürel ve sosyal devrim kendisini ilgilendirdiği kadar insanlığı da ilgilendiren bir devrimdir. Bu kültürel ve sosyal devrimin yarattığı Rönesans, insanlığı kapitalist modernite’den ve her türlü dogmatizmden kurtaracak kadar anlamlıdır.
Kürt sanatçısı (nın) her türlü egemenliğe, sömürgeciliğe ve ataerkil kültüre karşı durarak, sanattın gücü ile bu hususları eleştirerek, alternatif toplumu besleyen ona ruh veren ve o toplumun umutlarını yücelten bir pratiğin sahibi olma çabası onun sanatçı olma karakteri gereğidir.
Kürdistan’da var olan kültür sanat çalışmaları Demokratik Toplum Kongresi çatısı altında faaliyetlerini özgün yürütür. Buna göre Demokratik Özerkliğin kültürel boyutunu aşağıdaki ilkeler biçiminde belirlenebilinir

Kültüre, Sanat ve Sanatçılara İlişkin;
Her türlü kültürel soykırıma, asimilasyona ve oto-asimilasyona karşı aktif mücadele edilir. İnkâr, kültürel soykırım ve asimilasyona karşı tüm kültürlerin güvence altına alınarak, bir arada yaşamasını esas alır. Kültürel çeşitlilik ve farklılıkları tarihsel ve toplumsal bir zenginlik olarak ele alır.
İnkâr, asimilasyon ve kültürel soykırımın panzehiri olarak demokratik ulusal kültürün gelişimini öngörür ve bu doğrultudaki yaratımların gelişimini destekler.
Demokratik özerklikte inanç ve ibadet özgürlüğü esas alınır. Bir inancın diğer bir inancı, bir mezhebin diğer mezhepleri baskılaması, tahakkümünü sağlaması kabul etmez.
Her yerde şehir, İlçe, köylere ve mahallelere kadar kültür evlerinin açılması hedeflenir.
Kürt kültür ve sanatının özgürce gelişimi ve topluma mal edilmesi için kültür-sanat akademileri ve konservatuarlar yaygın açılır.
Toplumsal vergi sisteminden anadilde eğitim, kültür ve sanat faaliyetlerine bütçe ayrılır.
Tarih bilincinin oluşturulması için Kürdistan Tarih Kurumu oluşturulur, çalışmaları teşvik edilir ve desteklenir.
Kürdistan’daki cami, kilise, havra, medrese, müze ve kütüphaneler koruma altına alınır.
Zengin tarihi kültürel değerlerinin tanıtılması amacıyla kültür turizmi teşvik edilir.
Kürdistan coğrafyasından eşitli yöntemlerle yurtdışına götürülen tarihi eserlerin ve değerlerin ait oldukları yere getirilmesi için çalışmalar yapılır.
Demokratik Özerklikte dillere yasak konulmaz. Her bölge kendi dil ve lehçelerinde eğitim ve yaşamını sürdürür, her aile kendi evini kendi anadilinin öğretildiği bir okul haline getirir.
Kürt dilinin geliştirilmesi için, dil akademileri kurulur. Kürtçe dilinin zenginliğinin açığa çıkarılarak geliştirilmesi ve Kürtçe lehçelerin birbirini zenginleştirmesi sağlanır.
Demokratik Özerklikte Kürt dili ana okuldan üniversiteye kadar eğitim kurumlarında temel dil olarak kullanılır.
Demokratik Özerklikte Kürdistan coğrafyasında yaşayan farklı topluluklar ve halklar, dillerini her alanda kullanma ve geliştirme hakkına sahiptir. Bu yönlü projeler ve politikalar desteklenir, teşvik edilir. Hiçbir dil ve kültürün ölü dil ve kültür haline gelmemesi için gerekli tedbirler alınır.
Demokratik Özerklikte kamu hizmeti yapacak görevlilerin sadece bir resmi dil kullanmaları bir zorunluluk değildir. Demokratik Özerklikte kamu hizmetleri Kürtçe dilinde yapılır. Türkçe ve başka dillerde de ifade özgürlüğü vardır.
Kültür-sanat çalışması hangi dilde yapılıyorsa, o dile aittir anlayışından hareketle, kültür, sanat ve edebiyatın özgürce geliştirilmesi için kültür-sanat alanında her türlü faaliyet anadilde yapılır, teşvik edilir, desteklenir.
Demokratik özerklik modelinde sanatın alım ve satım konusu yapılarak metalaştırılması eleştiri konusudur. Sanatın metalaştırılarak endüstrileşmesine karşı halkın kültürel varlığının ifadesi olan sanat eserlerinin dolaşımı ve halka ulaşımında çaba içerisinde olunur
Kürt dili, kültürü, folkloru, müziği ve sineması, kısaca sanatının geliştirilmesi, halkla buluşturulmasının kanallarının yaratılması ve yurtdışında tanıtılması sağlanır.
Demokratik Özerklikte tüm yerleşim yerleri ve coğrafik alanlara orijinal isimleri verilir. Kürdistan coğrafyasında tüm yerleşim yerlerinin ve coğrafik alanların orijinal anlamda Kürtçe karşılığı bulunmaktadır. Yine demokratik özerklikte çocuklara kendi dilinde isim koymak yasaklanmış değildir.
Kürdistan coğrafyasındaki tüm tarihi ve kültürel değerler korunur, yapısını bozacak ve ortadan kaldıracak baraj, enerji santralleri vb dış müdahalelere karşı durur. Gerekli hallerde bu konuda duyarlılıklar yaratma adına kampanyalar düzenlenir.
Yakılan ormanların yeniden yeşerebilmesi için çeşitli kampanyalarla düzenlenir.
Kürdistan ve diğer tüm coğrafyaların korunabilmesi ve sahiplenilmesi için eğitim müfredatlarında doğanın korunmasına  ilişkin derslere yer verilir.