Berdan Öztürk: Tecrit sürdükçe çözümsüzlük derinleşir

Tecrit ne kadar derinleşirse çözümsüzlük de bir o kadar derinleşir” diyen DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Öcalan’ın özgürlüğünün tüm halklar için özgürlüğün kapılarını aralayacağını kaydetti. Öztürk, “Öcalan Türkiye ve Ortadoğu için bir şanstır” dedi.

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’la ailesi ve avukatlarının yaptığı görüşme başvuruları uzun bir süredir çeşitli gerekçelerle reddediliyor. Kardeşi Mehmet Öcalan’ın 11 Eylül 2016’da yaptığı kısa görüşmeden sonra kendisinden haber alınamayan Öcalan’ın sağlık ve güvenlik durumuna ilişkin endişeler sürüyor. Öcalan üzerinde sürdürülen tecridi değerlendiren Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, tecridin bölgeye yansımalarına dikkat çekerek, “İmralı kapılarının derhal açılmasını” istedi.

‘TECRİT SADECE ÖCALAN’A YÖNELİK DEĞİL’

Öcalan’ın 1993 yılından bu yana ülkede yaşanan savaş ortamının son bulması için mücadele ettiğini dile getiren Öztürk, 2013 ile 2015 yılları arasında sürdürülen “Demokratik Çözüm Süreci”ni de hatırlatarak, şunları söyledi: “Sürekli barış elini uzatan Öcalan, ülkede kanın durmasını ve sorunun siyasi müzakereyle çözülmesi için mücadele veriyor. Öcalan üzerindeki tecrit, devletin Kürt halkına bakış açısını gösteriyor. Tecrit sadece Öcalan’a değil, Kürt halkına ve milyonların iradesine uygulanan bir tecrittir. Bu yönüyle bakıldığında devletin burada ne amaçladığı ortadadır.”

‘TECRİTLE BİAT EDECEK KÜRDÜ YARATMAK İSTİYORLAR’

 

Öcalan’ın ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmemesinin ulusal ve uluslararası hukuk ilkelerine aykırı olduğunun altını çizen Öztürk, Öcalan’ın tutuklu haklarından dahi faydalanamadığını söyledi. Öcalan’ın ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmeme ve sürdürülen tecridin derinleştirilmesinin Kürt halkına yönelik bir mesaj olduğuna işaret eden Öztürk, “Kendilerine biat edecek Kürt yaratmak için tecridi sürdürüyorlar. Kürt halkının lideri ve önderinden söz ediyoruz; bu tecritle sorunu derinleştiriyorlar. Türkiye toplumunun tamamı 2013 ile 2015 yılları arasında sürdürülen müzakereler dönemine tanıklık etti. Çözüm bulunabiliyor, kan dökülmüyor” diye konuştu.

 

‘BALDIRAN ZEHİRİ İÇMESİNLER, MUHATAP BELLİ’

 

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın müzakereler sırasında “Gerekirse baldıran zehri içerim” sözlerini hatırlatan Öztürk, “Amaç barış ve kanın durması ise zehir içmesinler. Muhatap belli, muhatabın özgür bir ortamda müzakereyle sorunu çözme imkanı varken, neden tecridi ağırlaştırıyorlar. Bunun sebebi çözüm ve barış noktasında hiçbir amaçlarının olmadığı, tam aksine Kürt halkının iradesini yok saymaktır. AKP ve MHP faşist iktidarın amacı, Kürt halkını tamamıyla ortadan kaldırmak ve kendi Kürdünü yaratmaktır. Bu daha önce denendi, ancak çözüm olmadığını biliyorlar. İktidarlarını uzatmak için Kürde savaş açıyorlar. Sayın Öcalan şahsındaki tecridi ağırlaştırmanın nedeni budur. Tecrit uygulaması nasıl bir yol izleyeceklerinin kanıtıdır. Öcalan’a yönelik her uygulama açık bir şekilde hepimize mesajdır” değerlendirmesinde bulundu.

 

‘ÖCALAN KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR’

 

Öcalan’a yönelik tecrit uygulamasının başlı başına savaş ilanı anlamına geldiğini söyleyen Öztürk, şöyle devam etti: “Tecrit kabul edilecek bir durum değildir, Sayın Öcalan Kürt halkının kırmızı çizgisidir. Devlet tarafından yürütülen kirli bir savaş var. Acil olarak Öcalan’ın sağlığı ve güvenliğiyle ilgili haber alınması gerekiyor. Ailesi, avukatları veya İmralı Heyeti aracılığıyla bir ziyaretin gerçekleştirilmesi ve kamuoyuna açıklama yapılması gerekiyor. Kimse bizlerden Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı açıklamaya inanmamızı beklemesin. Avukatlar 711 kez başvuruda bulundu, çeşitli bahanelerle ret ediliyor. Kosterde de bir sıkıntı yok, bu şekilde bahane uyduran bir mekanizmaya inanmak mümkün değil. Sorunları derinleştirmemek adına görüşme gerçekleştirilmesi gerekiyor. Daha önce benzer durumlar yaşandı ve Kürt halkının cevabı açık ve net oldu. Bugünden sonra da cevap açık ve net olacaktır.”

 

‘HABER ALINMADIKÇA YANSIMALARI FARKLI OLUR’

 

Öcalan’ın Kürt halkının ve barışın temsilcisi olduğunu vurgulayan Öztürk, “Sayın Öcalan’dan haber alınmadıkça yansımaları da çok farklı şekilde olur. Tecrit ne kadar derinleşirse, çözümsüzlük de bir o kadar derinleşir. Yönelim olduğu zaman tepkinin nasıl olduğunu çok biliyorlar. Sadece Kürt halkı değil, demokratik kesimlerin tepkileri oluşuyor. Rojava sistemini öneren, oluşturan Sayın Öcalan’dır. Sadece Kürtler için değil, bütün halklar ve farklılıkların için bir model önerdi. Böylesi bir modeli öneren halkın önderine ağır tecrit uyguluyorsunuz, tabi ki bunun yansımaları da çok farklı olacaktır. Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması durumunda, kan, silah, tekçilik dayatması değil, herkesin kendisini bulabileceği bir yaşam öneriliyor. Bu teorik değil, pratikte yaşanıyor” dedi.

‘ÖCALAN TÜRKİYE İÇİN BİR ŞANSTIR’

 

Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması durumunda bölgede yaşanan savaş ve çatışmalı ortamın da sonlanacağını ve çözümsüzlüğün son bulacağını kaydeden Öztürk, “Öcalan Türkiye ve Ortadoğu için bir şanstır. Ama siz bu şekilde tüketmeye kalkışır ve tecridi derinleştirirseniz, sonuçlarını hiç kimse öngöremez. Öcalan’ın özgürlüğü, tüm halklar için eşit ve özgürlüğün kapılarını aralayacaktır” ifadelerini kullandı.

 

Tecride karşı eylem ve etkinliklerin sürdürüldüğünü dile getiren Öztürk, önümüzdeki süreçte çeşitli eylemselliklerin de başlatılacağı bilgisini verdi.

 

KAYNAK: MA / Özgür Paksoy