8. Olağan Kongremizin Sonuç Bildirgesi

Basına, Ulusal ve Uluslar arası Kamuoyuna,
Son derece tarihi, siyasal ve toplumsal gelişmelerin ve alt-üst oluşların yaşandığı bir yılı geride bıraktık. Sykes-Picos antlaşmasının yüzüncü yılını geride bıraktığımız yüzyıllık süreç, Kürt halkının tarihinde, büyük yıkımların, katliamların gerçekleştiği, soykırım ve asimilasyon politikalarının dört parça Kürdistan’da uygulandığı bir süreç oldu. Ancak Kürt halkı bu yüzyıllık yıkım ve yok etme politikalarına karşı, dört parça Kürdistan’da, Kürt kadını ve erkeği omuz omuza verdikleri mücadeleyle günümüz özgürlük ve demokrasi mücadelesine büyük katkı sunmuşlardır.
Elbetteki, hangi Kürdistan parçasında olursa olsun, her bir direnişin, ayaklanmanın ve başkaldırının halkımızın bugün sahip olduğu direngenliğinde, direnişçiliğinde ve kazanımlarında büyük payı ve katkısı vardır. Sürekli birbirini besleyen bir bütünlüğün günümüze ulaşmış, gelişmiş ve büyümüş halidir bugünkü Kürt ve Kürdistan gerçekliği.
Kürt Özgürlük Hareketi, Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiği ve şekillendirildiği içinden geçtiğimiz süreci, bu tarihi gerçeklik ışığında büyük bir cesaret, özgüven ve örgütlü ulusal varlığı ve dinamikleri ile hazırlıklı karşılamaktadır.
Tam da böylesi bir süreçte Demokratik Toplum kongresi olarak 8. Olağan Kongremizi, AKP faşizminin gerçekleştirdiği, baskı, gözaltı ve tutuklamaların yaygınlaştırıldığı, bu uygulamalarla tüm demokratik toplumsal dinamiklerin tasfiye edilmeye çalışıldığı koşullarda gerçekleştirmiş bulunmaktayız.
Kongremiz, konukların ve delegasyonumuzun kapsamlı değerlendirmeleri, eleştiri ve özeleştirileriyle yaşadığımız dönemin ruhuna ve ihtiyaçlarına uygun bir tartışma, değerlendirme ve kararlaşma platformu olmuştur.
DTK 8. Olağan Kongresi; OHAL süreci ile birlikte daha da derinleştirilerek ve ağırlaştırılarak sürdürülen baskılara rağmen meşru, demokratik ve şeffaf çalışmalarını sürdürme iradesini ve kararlılığını bir kez daha ortaya koymuştur.
Demokratik Toplum Kongresi, kuruluşundan bugüne kadar, toplumun tüm kesimlerinden çok değerli şahsiyet ve kurum temsilcilerinin de içinde olduğu çalışmalarını basın ve kamuoyuna açık bir biçimde yürütmüştür. Bu nedenledir ki, DTK’nın tüzel kişiliği ve çalışmaları tüm ulusal-uluslar arası kamuoyu ve kurumları nezdinde yüksek bir kabul ve değer görmüş, destek almıştır.
DTK’nın, Kürt sorununun adil, demokratik ve barışçıl çözümü için yürüttüğü çalışmalar, gerek Türkiye’deki demokratik kurumlar, gerekse de AB ülkeleri başta olmak üzere devletler ve sivil toplum örgütleri nezdinde kabul görmüş, görüş, düşünce ve önerileri referans alınmış, DTK’nın tüzel kişiliğine ve çalışmalarına önemli misyon atfedilmiştir.
DTK 8. Olağan kongresi; Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümü için bugüne değin yürüttüğü çalışmalarını sürdürme iradesine ve kararlılığına tekrar güçlü bir vurgu yapmıştır. DTK’nın, yürütülen operasyonlarla, kriminalize edilmeye çalışılmasını, DTK’nın önceki eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Selma Irmak başta olmak üzere, eski ve yeni yöneticilerine yönelik soruşturma, gözaltı ve tutuklama operasyonlarını kınamış, bu operasyonların demokratik ve meşru mücadelesini engelleyemeyeceği kararlılığını yüksek bir irade ile ortaya koymuştur.
DTK 8. Olağan Kongresi; 15 Temmuz askeri darbe girişiminin tüm toplumsal kesimlerin ortak mücadelesi ile bastırılmasından sonra AKP’nin gerçekleştirdiği sivil darbe ile ilan edilen OHAL ve KHK’larla kurumlaştırılmaya çalışan faşizme karşı tüm demokratik güçlere, birlikte demokrasi mücadelesinin yükseltilmesi için dayanışma çağrısını yapmıştır.
DTK 8. Olağan Kongresi; Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan üzerinde iki yılı aşkın bir süredir devam eden tecrit politikasının, Kürt halkına karşı geliştirilen soykırım politikasının başarıya ulaşabilmesi için stratejik bir plan olarak tekrardan devreye konulduğunu bir kez daha vurgulamıştır. Ayrıca, Kürt halkının iradesi olarak gördüğü, Sayın Öcalan’a karşı uygulanan tecridi halkımızın öz iradesine karşı yapılmış bir darbe olarak değerlendirmiştir.
DTK 8. Olağan Kongresi, Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün halkımızın özgürlüğü olduğunun bilincinde olarak, bunu tüm çalışmalarının odağına yerleştirmeye ve tecridin halkımızın kırmızı çizgisi olduğunu vurgulamıştır.
DTK 8. Olağan Kongresi; Adil, eşitlikçi ve özgürlükleri güvence altına alacak – onurlu bir barışın kalıcı güvencesinin Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan olduğu gerçekliğinin görülmesi konusunda tüm ulusal ve uluslar arası kamuoyuna duyarlılık ve dayanışma çağrısı yapmıştır.
Bununla birlikte, Kürdistan ve tüm dünya’da Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın özgürlüğü için yürütülen kampanyalara; Kürdistan ve diasporadaki halkımız başta olmak üzere ulusal ve uluslar arası kamuoyunu, demokratik kurumları destek vermeye çağırmıştır.
DTK 8. Olağan Kongresi; Kürt halkının seçilmiş siyasi iradesi olan milletvekilleri, belediye eş başkanları ve Kürt siyasetçilerine yönelik yapılan operasyon, gözaltı ve tutuklama uygulamalarını; halkımızın binbir emekle kazandığı belediyelerine kayyum atamalarını; Kürt sivil toplum örgütü ve iş insanlarına yönelik sindirme politika ve uygulamalarını bir siyasi kırım olarak değerlendirmiş; bu uygulamaları, Kürt halkını ve onun meşru dinamiklerini tamamen demokratik siyasetin dışına iterek, meşru olmayan suni “siyasi güç odakları oluşturma” politikasının hayata geçirilmesi olarak değerlendirmiştir.
DTK 8. Olağan Kongresi; AKP-MHP faşizm kurumsallaşması ile kadın cinayetlerinin artış gösterdiğine işaret etmiş; Kadın özgürlük mücadelesinin siyasi, toplumsal kazanımlarına el konularak, devletçi-cinsiyetçi erkek akla peşkeş çekildiğini belirtmiştir. Kadın’ın özgürlük mücadelemizdeki öncü rolünü engellemek ve tümden demokratik kadın hareketini tasfiye etmek için topyekûn eşbaşkanlık sistemine, kadın kurumlarına, yönetici ve üyelerine karşı geliştirilen operasyonların sonuçsuz kalacağı kararlılığını bir kez daha belirtmiştir.
DTK 8. Olağan Kongresi; AKP faşizminin, halkımızın varlığına kasteden topyekûn imha ve yok etme politikasının bir parçası olarak Kürdistan coğrafyası ve sivil halkımıza yönelik yapılan saldırı ve katliam uygulamalarını protesto etmiş; bir devlet politikası olarak hayata geçirilen, 90’lı yılların “faali meçhul” cinayet uygulamalarının, güncellenerek ve açıktan sahiplenilerek yeniden uygulamaya konulduğu gerçeğinin altını çizmiştir. SİHA’larla sivil halkımıza yönelik gerçekleştirilen cinayetler, Türkiye metropollerinde çalışmaya giden Kürt inşaat ve tarım işçilerine yönelik yapılan linç ve katletme uygulamaları karşısında halkımız başta olmak üzere tüm ulusal ve uluslararası kamuoyunu, demokratik çevreleri duyarlı olmaya çağırmıştır.
DTK 8. Olağan Kongresi; KHK’larla ihraç edilen, gözaltına alınan, tutuklanan ve sürgüne gitmek zorunda kalan yüzbinlerce işçi, kamu emekçisi, siyasetçi, akademisyen, gazeteci ve basın çalışanı tüm kesimler ile dayanışmanın ve sahiplenmenin halklarımız açısından ortak bir değer ve sorumluluk olduğunu vurgulamış, bunun için mücadele sözü vermiştir.
DTK 8. Olağan Kongresi; Mezopotamya topraklarının medeniyetin beşiği olduğu gerçekliğinden yola çıkarak; Mezopotamya medeniyetinin doğuşu, gelişimi ve toplum – doğa değerlerinin tüm Mezopotamya halklarının ve inançlarının emeği, alın teri, mücadelesi ile yaratıldığına işaret etmiştir. Tarihte Mezopotamya halklarına karşı gerçekleştirilmiş bütün katliamlara, jenosidlere, asimilasyonlara, sürgünlere ve acılara rağmen Mezopotamya halklarını bir arada tutan en önemli etkenin, bu ortak değerler olduğunu vurgulamıştır.. Geçmişten ders çıkarmayan zalimlerin, Ermeni, Süryani, Êzidî, Alevi vb. halklar ve inançlara karşı ezme, bastırma ve asimile etme politikalarını sürdürmeye devam ettiğini belirtmiştir. Ermeni, Süryani, Êzidî ve Alevi halklarının ibadet yerlerine karşı geliştirilen düşmanca politikaları, mallarına ve topraklarına el konulması uygulamalarını farklı inançlara, kimliklere ve kültürlere karşı tahammül edememenin nedeninin, tek tip faşist, sunni ve erkek bir toplum yaratmayı amaçlayan, ötekileştiren ırkçı ve düşmanca politikaların bir sonucu olduğu değerlendirmesini yapmıştır.
DTK’nın kurucu Eşbaşkanı, DTP eski eşgenel başkanı ve HDP eksi milletvikili Sayın Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesinin defnine Kürt ve alevi kimliği nedeniyle yapılan insanlık dışı, ilkel, barbar ve canavarca saldırıyı, AKP zihniyetinin geliştirdiği bu düşmanca politikaların sonucu olarak değerlendirilmiştir.
Kongremiz, bu barbar ve canavar saldırıyı şiddetle kınamış, Hatun Anamıza Allahtan rahmet, ailesi başta olmak üzere, tüm halkımıza ve halkımızın tüm dostlarına başsağlığı dileklerini paylaşmıştır.
DTK 8. Olağan Kongresi; Mezopotamya topraklarında kader birliği yaptığımız halklara ve inançlara dönük geliştirilen bütün bu baskıları protesto etmiş, Ermeni, Süryani, Êzidî ve Alevi halklarımızla en üst düzeyde dayanışmanın geliştirilmesini ve birlikte mücadele etmeyi temel bir ilke olarak bir kez daha vurgulamıştır.
DTK 8. Olağan Kongresi; TC devleti ve AKP hükümetinin, halkımızın özyönetim taleplerine karşı Sur, Cizre, Nusaybin, Silopi, Şırnak, Silvan, İdil, Yüksekova vd. Kürt ili ve ilçelerinde gerçekleştirdiği bütün yıkım ve kırım politikalarını bir kez daha lanetlemiştir. Özyönetim talebinin halkımızın en doğal ve meşru hakkı olduğu gerçekliğine bir kez daha güçlü vurgu yapmıştır. Sur ve Hasankeyf başta olmak üzere Mezopotamya medeniyeti, tarihi ve toplumsal-kültürel hafızası ile özdeşleşen; insanlığın tarihi, kültürel değeri ve mirası olan değerlere karşı gerçekleştirilen bu sömürgeci yıkım ve asimilasyon uygulamalarını şiddetle protesto etmiş, doğa ve toplum yaşamına karşı gerçekleştirilen yıkım uygulamalarına karşı mücadele etmeyi varlık sebebi olarak gördüğünü beyan etmiştir. Sur ve Hasankeyf’te zirveye çıkan bu yıkım projelerinin; Mezopotamya halklarının tarihine, kültürüne ve tüm yaşam değerlerine doğrudan bir saldırı olarak değerlendirmiş, bu yıkım uygulamalarını, halklarımızı köklerinden kopartma, hafızasızlaştırma ve tüm geçmiş değerlerinden uzaklaştırarak asimile etme sürecini hızlandırma politikasının hayata geçirilmesi olduğu gerçeğinin altını çizmiştir.
DTK 8.olağan Kongresi; 12 Eylül faşist askeri darbe rejiminin, 80’li yıllarda halklarımıza ve özellikle de, zindanlara doldurduğu siyasi tutsaklara karşı uyguladığı insanlık dışı işkence ve vahşet uygulamalarının, AKP faşizmi tarafından tekrardan devreye konulmasını değerlendirmiştir. 12 Eylül Faşist rejiminin, tek tip bir toplum yaratma politikasının bir parçası olarak zindanlardaki siyasi tutsaklara tek tip elbise giydirme uygulamalarının bütün işkence ve baskılara rağmen siyasi tutsakların büyük direnişleri ile boşa çıkartıldığı ve mahkûm edildiği gerçeğini AKP faşizmine tekrardan hatırlatma gereği duymuştur. Halklarımız ve tüm demokratik güçlerle tam bir dayanışma içerisinde, tek tipleştirme politikalarına karşı zindan direnişçilerinin yanında olacağını yüksek bir kararlılıkla dile getirmiş, tüm Kürdistan ve Türkiye halklarını bu konuda duyarlı ve sahiplenici bir tutum geliştirmeye çağırmıştır.
DTK 8.Olağan Kongresi; 25 Eylül’de Güney Kürdistan’da yapılacak olan Bağımsızlık Referandumuna karşı bölge devletlerinin geliştirdiği tehdit, şantaj ve baskı politikalarını şiddetle kınamış, Güney Kürdistan halkıyla tam bir dayanışma içerisinde olduğunu belirtmiş, tüm dünya halkları gibi Kürt halkının da, Kürdistan’ın dört parçasında kendi kaderini belirleme hakkının meşru, evrensel ve inkar edilemez bir hak olduğu gerçeğine vurgu yapmıştır.
Güney Kürdistan halkının Bağımsızlık referandumunda çok güçlü bir irade ve kararlaşma ortaya çıkartacağına ve bunun Ulusal Birliğimizin güçlendirilmesinin vesilesi olacağına olan inancını ve isteğini tüm halkımızla paylaşmayı ulusal bir görev ve sorumluluk saymıştır.
Kongremiz bu istek ve inancını dile getirmekle birlikte; Referandum kararının alınış şekline dönük eleştirilerini de yapmıştır. Özellikle Güney Kürdistan parlamentosunun işletilerek, Referandum kararının tüm partilerin ortak kararı haline getirilmemesini, demokratik ve katılımcı bir yöntemle alt yapısının güçlendirilmemesini önemli bir eksiklik olarak değerlendirmiştir. Halkımıza önderlik eden siyasi partiler ve kanaat önderlerinin tüm halkımızın kaderini belirleyen konularda, ortak bir irade ve kararlaşma ortaya çıkarmalarının hayati olduğuna vurgu yapmıştır. Bu nedenle, Güney Kürdistan Parlamentosunun işletilerek, bütün siyasi parti ve çevrelerle birlikte ortak bir irade ortaya çıkarmasının, böylesine stratejik sonuçları olan referandum kararının parlamentoya mal edilmesi gerektiğinin demokratik olduğu kadar hayati bir önem taşıdığını da Kürdistan’i ve ulusal anlayışımızın bir gereği olarak dile getirmeyi zorunlu görmüştür. Bu demokratik ve katılımcı yöntemin, siyasal açıdan olduğu kadar, ulusal ve uluslar arası camiada da güçlü bir dayanışma zeminin yaratılması, kazandırıcı olması, olası tüm saldırı ve baskıların Ulusal Birlik ruhuyla geri püskürtülmesi açısından önemli olduğunu işaret etmiştir.
Gecikmeli olarak da olsa, 15 Eylül 2017 tarihinde Güney Kürdistan Parlamentosunun toplanarak referandum kararını, parlamentonun ortak kararı haline getirmesini olumlu ve önemli bir gelişme olarak değerlendirmiştir.
DTK 8. Olağan Kongresi; Rojava devriminin, etkilerinin tüm Suriye topraklarını ve halklarını içine alarak genişlik ve yaygınlık kazanmasını, Demokratik Suriye Federasyonuna doğru evrilmesini büyük bir heyecanla değerlendirmiş, bu gelişmelerden büyük bir moral güç aldığını ifade etmiştir.
Yine, Sömürgeci İran rejiminin, Rojhılat’taki halkımıza yönelik geliştirdiği operasyonları, baskıları şiddetle kınamış, Rojhılat halkının mücadelesinin yanında olduğu kararlılığını tekrardan teyit etmiştir.
DTK 8. olağan Kongresi; Ortadoğu”nun önemli bir değişim ve yeniden yapılanma sürecine girdiğini değerlendirmiş, bu sürecin halkımızın özgürlüğü için son derece büyük fırsatlar ve olanaklar ortaya çıkardığı tespitini yapmıştır.
Bu imkanların ve fırsatların değerlendirilmesi için gerekli olan siyasi, toplumsal birikim, tecrübe ve örgütlü iradenin halkımızda olduğu inancını dile getirmiştir. Başur’da, Bakur’da, Rojava”da ve Rojhilat’ta halkımızın siyasi, ve toplumsal anlamda çok tarihi ve önemli kazanımlar elde ettiği ve büyük gelişmeler ortaya çıkardığı gerçekliğinden büyük bir kararlılık ve moral kazanmıştır.
DTK 8. Olağan Kongresi; Bütün bu gelişmelerin ve kazanımların bölge sömürgeci devletlerin halkımıza karşı düşmanlıklarını ve tehditlerini daha da körüklediğini dile getirmiştir. Halkımızın karşı karşıya olduğu tehdit ve tehlikelere karşı tüm Kürdistan’i yapıları ön görüye ve duyarlılığa çağırmıştır. Bu nedenle Ulusal Birliğin, günümüzde her zamankinden daha büyük bir anlam ve hayati önem kazandığına vurgu yapmıştır. Süleymaniye’de gerçekleştirilen Ulusal Birlik çalıştayını son derece önemli görmüş ve bu çalışmanın derinleştirilerek Ulusal Kongre ile taçlandırılması isteğini, beklentisini ve inancını yüksek bir Kürdistan’i duygu, inanç ve refleksle ortaya koymuştur.
18.09.2017
DEMOKRATİK TOPLUM KONGRESİ